Nedir?
TMK m.973’e göre bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. Taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır. Zilyetlik bir hak değil, fiilî bir durumdur; bu nedenle mülkiyetten ayrı düşünülmelidir. Bir evde oturan kiracı evin zilyedidir, fakat maliki değildir.
İyiniyetli ve iyiniyetli olmayan zilyet
Zilyet, elinde bulundurduğu şey üzerinde bir hakka sahip olduğuna inanıyorsa ve bu inancında haklı ise iyiniyetlidir. İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır; yaptığı giderlerden ise ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir (TMK m.995). Bu hüküm, haksız işgal tazminatı (ecrimisil) tartışmalarında da önem taşır.
Zilyetliğin korunması
Zilyedin, elinden zorla alınan veya rahatsız edilen zilyetliğini korumak için özel dava yolları vardır. Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalar, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde görülür (HMK m.4/1-c). Malikin kendi mülkiyeti nedeniyle açtığı el atmanın önlenmesi davası ise farklıdır; bunun için men-i müdahale maddesine bakılabilir.
Örnek
Bir kiracı, kiraladığı dükkânın kapısı kiraya veren tarafından kilitlenerek kendisine girişin engellenmesi hâlinde zilyetliğinin korunmasını isteyebilir. Kiracı mülkiyet hakkına değil, fiilî hâkimiyetine dayanır; bu nedenle dava yolu mülkiyet davalarından farklı olabilir.
Dikkat edilecek noktalar
- Zilyetliğin kazanılması ve kaybı, koruma yolları ve süreleri kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir; somut olayda süreler önemlidir.
- Uzun süreli zilyetlik bazı şartlarla mülkiyet kazanımına yol açabilir; bu konu tapu iptal ve tescil davası rehberinde özetlenen konulardan biri olabilir.
- Zilyetlik çekişmelerinde kanıtlama ve görevli mahkeme dosyanın niteliğine göre değişir.