Nafaka, bir kişinin geçimine katkı amacıyla bir başkası tarafından düzenli olarak ödenen paradır. Türk hukukunda nafaka tek bir kurum değildir. Dava sürerken ödenen tedbir nafakası, çocuk için ödenen iştirak nafakası, boşanan eşe ödenen yoksulluk nafakası ve akrabalar arasındaki yardım nafakası farklı koşullara bağlıdır. Bu yazı bu dört türü, nafakanın sonradan değiştirilmesini ve ödenmeyen nafakanın takibini genel hatlarıyla anlatır.
Nafaka türleri bir bakışta
| Tür | Kime ödenir? | Dayanak | Ne zaman biter? |
|---|---|---|---|
| Tedbir nafakası | Dava sürecinde eşe ve çocuğa | TMK m.169, m.197 | Dava sonuçlanınca; yerini iştirak veya yoksulluk nafakası alabilir |
| İştirak nafakası | Velayeti kendisine bırakılan eş aracılığıyla çocuğa | TMK m.182 | Kural olarak çocuğun erginliğiyle |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe | TMK m.175, m.176 | Yeniden evlenme, ölüm veya mahkeme kararıyla |
| Yardım nafakası | Yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy veya kardeşe | TMK m.364 | Yoksulluk sona erince |
Tedbir nafakası
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, dava süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır. Bu önlemler özellikle eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımıyla ilgilidir (TMK m.169). Tedbir nafakası bu önlemlerden biridir. Talep olmasa da hâkim gerekli gördüğünde karar verebilir.
Tedbir nafakası için boşanma davası açılmış olması şart değildir. Ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eş ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, bir eşin diğerine yapacağı parasal katkıya karar verir (TMK m.197). Uygulamada bu talep “ayrı yaşama nedeniyle tedbir nafakası” olarak bilinir.
Tedbir nafakasının belirlenmesinde kusur araştırılmaz. Belirleyici olan tarafların gelir durumu, ihtiyaçları ve hayat standardıdır.
İştirak nafakası
Boşanmada velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182). Bu katkıya iştirak nafakası denir. Nafaka, velayet kendisine bırakılan eşe ödenir ama çocuğun ihtiyaçları için kullanılır.
İştirak nafakası belirlenirken şunlar dikkate alınır:
- Çocuğun yaşı, eğitim durumu ve özel ihtiyaçları (sağlık, okul, barınma)
- Nafaka yükümlüsünün geliri ve ödeme gücü
- Velayet sahibi ebeveynin de çocuğa bakmakla yükümlü olduğu
Bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar sürer. Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erene kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m.328). Erginlikten sonraki talep çocuğun kendisi tarafından ileri sürülür.
Hâkim, istem hâlinde iştirak nafakasının gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m.182). Uygulamada bu, nafakanın her yıl belli bir endekse göre artırılması biçiminde hüküm altına alınır.
Yoksulluk nafakası
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m.175).
Bu tanımdan üç koşul çıkar:
- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme: Talep eden eşin, boşanma sonrasında temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olması gerekir. Düzenli ve yeterli geliri olan eş için yoksulluk nafakası kural olarak söz konusu olmaz.
- Kusurun daha ağır olmaması: Talep eden eş, boşanmada diğerinden daha ağır kusurlu olmamalıdır. Eşit kusur hâlinde talep mümkündür.
- Talep: Yoksulluk nafakasına hâkim kendiliğinden karar vermez; talep edilmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesinin “süresiz” kararı
TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 4/6/2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla iptal edildi. Karar, Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra, 30/6/2027 tarihinde yürürlüğe girecek.
Bu şu anlama geliyor: 30/6/2027’ye kadar mevcut hüküm uygulanmaya devam ediyor. Bu süre içinde yasa koyucunun yoksulluk nafakasına süre sınırı getiren yeni bir düzenleme yapması bekleniyor. Yeni düzenlemenin içeriği ve mevcut nafakalara etkisi bu yazının hazırlandığı tarihte belli değildir.
Yoksulluk nafakasının sona ermesi
Nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m.176/3). Kendiliğinden kalkma hâlleri dışında, ödemeyi kesmek için dava açmak gerekir.
Yardım nafakası
Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır (TMK m.364). Yaşlı anne ve babanın çocuklarından ya da eğitimi devam eden ergin çocuğun ana ve babasından nafaka istemesi bu kapsamdadır.
Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması
Nafaka bir kez belirlendikten sonra değiştirilemez değildir. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir (TMK m.176/4). Bu kural iştirak nafakası için de uygulanır.
Sık görülen durumlar:
- Artırım: Enflasyon karşısında nafakanın değer kaybetmesi, çocuğun okula başlaması veya ihtiyaçlarının artması
- Azaltma: Nafaka yükümlüsünün gelirinin ciddi biçimde düşmesi veya yeni bakım yükümlülükleri
- Kaldırma: Yoksulluğun sona ermesi, alacaklının fiilî birliktelik içinde yaşaması
Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177). Nafaka davalarına aile mahkemesi bakar.
Dilekçenin nasıl yazılabileceği nafaka artırım davası dilekçesi örneği sayfasında gösterilmiştir; indirim davası için de aynı yapı kullanılır.
Ödenmeyen nafaka
Nafaka kararı ilam niteliğindedir. Ödenmeyen nafaka için icra dairesinde ilamlı takip başlatılabilir; birikmiş nafaka alacakları ve ileride doğacak nafakalar takibe konu edilebilir.
Bunun yanında İcra ve İflas Kanunu ayrıca bir yaptırım öngörür: Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapis uygulanmaya başlandıktan sonra borç ödenirse borçlu tahliye edilir. Borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmışsa, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir (İİK m.344). Nafaka davası açılırken ödenecek yaklaşık harç için dava harcı hesaplama aracına bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
- Kendiliğinden ödemeyi kesmek: Yükümlünün durumu değişmiş olsa bile mahkeme kararı olmadan ödemeyi kesmek, birikmiş borç ve icra takibiyle sonuçlanabilir.
- Anlaşmalı boşanma protokolünde belirsizlik: Nafakanın miktarı, artış yöntemi ve ödeme günü açıkça yazılmazsa uygulamada uyuşmazlık doğar. Protokol hakkında anlaşmalı boşanma davası yazısına bakabilirsiniz.
- Gelir belgelerini sunmamak: Mahkeme tarafların ekonomik durumunu araştırır; ancak gelir ve gider belgelerinin sunulması nafakanın doğru belirlenmesine yardımcı olur.
- Yoksulluk nafakasını talep etmemek: Hâkim yoksulluk nafakasına kendiliğinden karar vermez.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Nafakanın türü ve miktarı tarafların gelir durumuna, kusur durumuna ve çocukların ihtiyaçlarına göre her dosyada farklı belirlenir. Velayet konusunda velayet davası yazısına, genel bilgi için Aile Hukuku çalışma alanı sayfasına bakabilirsiniz. Bu konuda bilgi almak için iletişim sayfasındaki bilgileri kullanabilirsiniz.